Yapmamalıydım..Adını ağzıma almamalıydım.Bi’ adres kargaşası ve geri dönüp okumanın hiçbir manası olmayan günlük sayfaları bıraktım. Gereksizdi… Tanışalı çok olmamıştı yüzündeki kızın sen olmadığını anladığımda.Hemen uzaklaşmak istedim ama elin elimi bırakmıyordu ve belli bir çevrede artık adımın ardından adın anılıyordu. Sen zahmetsiz sevdaların alıcısıydın.Bu filmin ağlaman gereken sahnelerini zengin kız rolüyle geçiştiriyordun.Hangi sevdada indirim var onu kolluyordun.Sen her açık arttırma aşkın başrolünde. ‘Saaat-tıımm’ İşte bir sevda daha layığını buldu ve sen hem zengin hem gururlu.

Ama bu kez olmadı.Üzgünüm güzel kız elindeki baltayla bu taşı kıramazsın! Satın alınmış bir yedek planın var mı bilmiyorum ama bu kez satın alınmış bir aşkın yok. Çünkü bu kez parandaki sıfırlar kendilerini çarpma işleminde sanıyorlar.Benim,cebindeki limitten daha fazla kelimem var.Ortak mekanlarımız yok.Senin hayatını devam ettirebilmen için yanında her zaman bir banka taşıman gerekiyor.Oysa ben Türkçe’nin anadil olduğu her coğrafyada nefes alabiliyorum.İşte sırf bu yüzden elini tuttuğum zamanlarda nabız bulamıyorum.

Harcadığını sandıkça harcanıyorsun.Paralanıyorsun mide bulandırıcı merdiven altı aşklarda.İçine çekilmektesin on iki ay vadeli vadesi yetmemiş bir sonun ve ısrar ediyorsun hesabı peşin ödemekte.Yazık insanlarca çevrilmiş etrafın.Yapacak bişey yok teslim olmalısın.

…Ağır bir sahtelik kokusu mekanlarında…

O kadar cümle var ki dudaklarında aşkı sulandıran ve nefesindeki para kokusuydu dilini dilime değdirdiğinde midemi bulandıran.
İnsanlığa ait hiçbir güzellikten anlamıyorsun ve güzelim aslında sen bir sonuç paragrafı bile hak etmiyorsun.


Bu Yazıyı Paylaşın